27 Kasım 2013 Çarşamba

kör baykuş


dün gece saat 3 sularına karşı bitirdiğim bir kitap var. çok bilindiğini , okunduğunu sanmıyorum ,
teee ilk baskısı 1936lara dayanan  bizde ise 1937 Behçet Necatigil çevirisiyle yayınlanmış Sadık Hidayet'in Kör Baykuş romanı..

İlginç bir kitap. Afyon çekilerek yazılmış bence. Zaten roman içeriğinde afyondan bol bol bahsediliyor.
Roman değil de novella aslında. Kitap kadar yazarın hayat hikayesi de bir okadar ilginç. 70 sayfamı ne, bence 2 saatinizi ayırın da okuyun derim YKY'den çıkan kitap 7 lira.

gelelim kitaba , şimdi kitapta çok güzel saptamalar, betimelemeler , yalın dil hakim falan diyeceğimi zannetmiyorsunuz :)
çok güzel cümleler okuyorsunuz, üstünde duruyor, biraz düşünüyorsunuz. Çok mistik bir defa . Ee adam İranlı olsun okadar diyeceksiniz. Neyse eğer olay yoğunluğu fazla romanları okumayı seviyorsanız uzak durun, daha 20. sayfadan(zaten kitap 15. sayfada başlıyor :) itibaren sıkılmaya başlarsınız. Hastalıklı  ruh, afyonun ve şehvet duygularının insanı nasıl ele geçirdiği öyle güzel anlatılmış ki . Ayrıca bu sessizlikte okunacak ve geceye yakışan bir kitap. Öyle dolmuşta, sahilde okumayın olmaz!!
Neyse yazımı kitaptan pek beğendiğim bazı cümlelerle sonlandırmak istiyorum izin verirseniz efenim...

''Odamı sınırlayan dört duvar arasında, varlığımı ve düşüncelerimi kuşatan hisarın içinde ömrüm azar azar eriyor bir mum gibi, hayır, yanlışım var, ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş''.



dipnot: Yukardaki alıntı YKY Sadık Hidayet Kör Baykuş romanının 10. baskısından yapılmıştır.

SİZ HALA ŞİZOFRENLEŞTİREMEDİKLERMİZDEN MİSİNİZ?

Elimde şarap kadehim , küllükler yine sigara izmarityle dolmuş, sigara paketi hala ortalıkta yok .Farinellinin yakarışı geliyor içerden hendeli ,hendelin bestesiyle öldürmeye çalısıyor fikrince hala bulunamadı o paket .Ben sigara kullanıyormuydum ki?

küçük iskenderin türkiye şiiri geldi aklıma ve sonucunda yukardaki saçma sapan düşünceler. O siir harbiden bir anlam ifade ediyor mu benim mi mantıgım kıt acaba diyorum her okuduğumda veya bu okuduğum sanat mı diyorum hı sanat sanatçının( birşey yaratıyor ve bir kişi bile ondan hoşlanıyorsa yaratanın ismi sanatçı yani kime göre neye göre dememize olanak kalmıyor) kendini tatmin etmesi herhalde nebilim aklıma geldi işte güzel birsey olsa gerek düşündüklerinden yasadıklarından birşeyler çıkararak yaşamak sonuçta yazarlar şairler bunla sadece para kazanmıyorlar yaşamlarının odağı bu.sıkılır insan ya :) evet güzel bir başlangnıç yazısı olmasın yahu şurda biz bizeyiz zaten şizofrenlerin dünyasındayız sonuçta (başlığı hatrlayıpta araya sıkıştırmak bu olsa gerek) şimdi şöyle bir mevzu var farklılık adına garip cümleler entel yaklaşımlar modanın kalbinde yasamalar falan filan ee tabi farklı olmalı insan yahu. bak küçük iskender ne demişti bahsettiğim şiirnde
Beş parasız paraladığım sokaklarında embesillerini
ve taşak kalpli aydınlarının sidik yarışlarını
görüp bol bol osuruyorum


şimdi şizofren dünyamda bir eleştirmen kimliği yaratarak ben de bu mısraları okurken hiçbibok anlmayarak ossuruyorum
içerden hala ölümün şarkısı ve digital platformun yarattıgı sopranoyla tenorun birleşimi olan farinellinin sesi geliyor sanırım bu sıralarda hendel solunum yetmezliğinden öbür dünyayı boyluyordu...
 

hoşgelişler ola

Anam kimler ne ekmek yedi bu bloglarlardan hele gurban:)

Pucca 4. kitabını çıkardı, sen daha eski blogunun şifresini hatırlamıyorsun!

Pek okuyan , bakan soran da olmamış 2 senede .

Lan benim hayatımda o 2 senede neler değişti halbu ki:) Değişen bir bok yok merak etmeyin.

Neyseee bir yerden yine başlayalım efenim doldum taşmaya ihtiyacım var ben yazayım siz okuyun, yorumlarınızı bırakın, mini mini birler çalışkan ikiler aferin üçler olalım, hayat buna bir inansa birlik olsa şarkısını hep birlikte icra edelim haydi bakalım hoşgeldik yayın hayatımıza....